Anasayfa / Sinema & Tv / Göbekli Tepe | Arkeoloji

Göbekli Tepe | Arkeoloji

GÖBEKLİ TEPE

Klaus Schmidt’in “Göbekli Tepe” adlı kitabının sunusunu gerçekleştiren Mehmet Özdoğan,
Göbekli Tepe’ye, günümüzün gerçeklerini yansıtan ve ortaya çıkarılan eserlerin görkemine
pek yakışan sunusunda şunları söylüyor: “Son 10-15 yıl içinde arkeolojide, devrim
sayılabilecek kadar önemli gelişmeler olmuştur; bunlar yalnızca görkemli ve güzel
buluntularla sınırlı değildir. Düşünce sistemimizde, geçmişe bakış açımızda köklü
değişiklikler yapacak kadar önemli olan bu sonuçlar öylesine yenilikler içermektedir ki,
bunların tam olarak algılanması ve insanlığın geçmişiyle ilgilenenlere aktarılması için
herhalde uzun bir süre gerekecektir”.1

Göbekli Tepe temenos alanının, çevre Neolitik yerleşimlerine göre coğrafi durumu: 1= Çayönü; 2=
Nevali Çori; 3= Göbekli Tepe; 4= Gürcütepe; 5= Tell Abr; 6= Tell Qaramel; 7= Mureybet; 8= Jerf
el-Ahmar. (theneosr.egloos.com/534114). Uyarlama.
Özdoğan’ın, çağımızın değil ama günümüz ve yakın geleceğin arkeolojik değerlerine bire bir
açıklık kazandıran bu sözlerine katılmamak mümkün değil. Göbekli Tepe, diğer pek çok
şaşırtıcı bilgilere kaynak oluşturan Antik yerleşimlerin yanında, bu yöndeki en önemli
yerleşke merkezlerinden birini örneklemektedir. Bu kapsamda kitabı büyük bir ilgiyle
okuyup, ayrıntıları saptayabilmek üzere, resimlerde yer alan eserler üzerinde, uzun uzadıya
çizim çalışmaları gerçekleştirdik. Tüm bunların sonucunda, çok ilgi çekici, hatta şaşırtıcı
verilere ulaştığımızı öncelikle belirtmek istiyoruz.

Göbekli Tepe kazı alanından genel görünüm.

Göbekli Tepe kazı alanından genel görünüm.
Scmidt’in daha kitabının başlangıcında, Avrupalıların tabiriyle “ex oriente lux= Kültür
Doğu’dan gelir” sözünü kullanması, Göbekli Tepe’den elde edilen verilerin, Batılıların bu
yöndeki kuşkularını arttırdığını göstermekten başka bir anlam taşımıyor olmalıdır.2 Uzak
Doğu’da Bali (Cava) adasında bulunan ve Pithekanthropus VIII olarak nitelenen Sangiran
17’nin (Cava adamı-Homo erectus) 14C metoduna göre, önce 800 bnyö’e tarihlenmesiyle, son
araştırmaların ardından bir yanlışlık yapıldığı öne sürülerek yaşının 1.7 myö. olarak
saptandığının açıklanması, 14C metodunda da bir takım hataların oluşabildiğine işaret
etmektedir. Yazarın, sık sık bu metodun güvenilirliği hakkındaki söylemlerine ek olarak,
Göbekli Tepe için belirlenen tarih üzerine, “olasılıkla belki yine kısa bir süre sonra
düzeltilmek durumunda olabilirler” ifadesi, bize göre eserlerin tarihlendirildiği İÖ 10. bin
konusundaki kuşkuları dile getirmektedir.
2 Schmidt,

Göbekli Tepe’de, 2004 yılına kadar ortaya çıkarılan yapı

Saptanan bu kuşkular çerçevesinde, Schmidt’in haklı
olduğunu söylememiz olasıdır. Zira yazarın da
değindiği gibi, Pleistosen’in (2 myö.- 10 bnyö.) ve
Erken Holosen’in (yaklaşık olarak 10 bnyö’den
itibaren) hemen başlarına yapılan tarihlemede, geç
tarihe doğru bir sapmanın olabileceği anlaşılmaktadır.
Göbekli’nin en eski üçüncü tabakasında saptanan
mimarinin birden ortaya çıkmadığı, evrim geçirdikleri
açık olan bu eserlerin, tıpkı Antik Mısır kültürü gibi, bir
geçmişinin olması gerektiği ortadadır. Dolayısıyla bu
evrim, Mezopotamya’yı değil, dünyanın bir başka
bölgesini işaret ediyor olabilir. Eserlerin incelenmesi
sonrasında, saptanan semboller ve bu sembollerin bizi gönderdiği bölgelerdeki anlamlarıyla
birlikte, bu kültürün kökenini tespit edebilmemiz olasıdır.
Yazar, Kenneth Pearson ve Patricia Cannor’un “Dorak Olayı” isimli eserinin girişinde yer
alan, İngilizlerin büyük arkeoloğu Sir Mortimer Wheeler’in kısa ve öz olarak nitelediği bir
sözüne yer vermiş. Wheeler ifadesinde şöyle diyor: “Arkeoloji bir bilim değil, bir kan
davasıdır”.3 Yazarın bu sözünün Schmidt tarafından yanlış anlaşılmış olabileceğini, bu sözün
hemen ardından, Çatalhöyük hafiri James Mellaart’a ait bir olaya değinmesinden anlıyoruz.
Wheeler’in, “kan davası” derken İÖ 5. binde Uzak Doğu’daki Ordos’tan Si-Kiang’a kadarki
bölgede yerleşik Türklerle, yine aynı dönemde Yunnan Eyaleti’nde yerleşik bugünkü
Yunanlılar arasında yaklaşık 6000 yıldır süren çekişmelerden haberdar olduğu ve bu olayı
kastettiği kanısındayız.4 Günümüzde, us sahibi Rus ve oldukça azınlıkta kalan bazı Batılı
bilim adamları dışında, Doğu kültürüne karşı girişilen “Kan davası”nı, Yunan kişiliğinde
sembolize eden Avrupa ve Amerikalı bilim adamları, geleneksel hale gelen tutumlarını halen
değiştirmiş değillerdir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!